Emlak Yönetim AŞ tarafından Bolu’ da düzenlenen 2018 Yılı koordinasyon toplantısına katılan TOKİ Başkan yardımcısı Mehmet Özçelik, İstanbul’da düzenlenen Ulusal İtfaiye Sempozyumu’na da katılarak İdare’nin üretim yoğunluğundan, üretilen yeni yaşam alanlarının güvenli ve konforlu hâle getirilmesinden bahsetti.

Emlak Yönetim AŞ’nin Bolu’ da düzenlediği 2018 yılı koordinasyon toplantısında binaları yönetmenin bina inşa etmek kadar önemli olduğuna değinen TOKİ Başkan yardımcısı Mehmet Özçelik, katıldığı Ulusal İtfaiye Sempozyumu’nda ülke ekonomisinin lokomotifi olan konut sektörünün güvenli şehirler kurmada büyük bir sorumluluğu olduğunu söyledi. Özçelik, “Türkiye’nin en büyük konut üreticisi olarak özellikle can güvenliği temelinde yapısal ve işlevsel boyutta bir planlamayla ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.

“TOKİ’NİN DESTEĞİ ARTARAK DEVAM EDECEK”

Bina inşa etmek kadar o binaları yönetmenin de önemli bir organizasyon gerektiğine dikkat çeken Özçelik, Türkiye’nin ilk emlak yönetimi şirketleri arasına giren ve bu şirketler arasında en önemlisi olan Emlak Yönetim’in, bu konuda kendini kanıtladığını söyledi. TOKİ’nin faaliyetlerinin son aşamasında etkin görev alan Emlak Yönetim AŞ’nin 37’ilde 189 projede 109 bin konutu yönetip yaklaşık 400 bin kişiye hizmet verdiğini belirterek, bunun çok önemli bir başarı olduğunu söyledi.

Emlak Yönetim’in arkasında TOKİ gibi çok önemli bir kamu İdaresi olduğunu vurgulayan Özçelik, “Başarılarınızı sürdürdüğünüz sürece TOKİ olarak desteğimiz de artarak devam edecektir" şeklinde konuştu.
 

“EMLAK YÖNETİM’İN İŞ POTANSİTELİ ARTIYOR”

Emlak Yönetim’in sadece konutların yönetiminden sorumlu olmadığını, aynı zamanda kamunun, TOKİ’nin temsilcisi olduğunu ifade eden Özçelik, şöyle devam etti: “TOKİ olarak her yıl 60 bine yakın konut ihale ediyoruz. Hâlen inşaatı devam eden yaklaşık 125 bin konut var.  Bunun sayısı da her geçen gün artıyor. Dolayısıyla Emlak Yönetim iyi yönettiği sürece önündeki iş potansiyeli de artıyor.”

Özçelik, son olarak hem hizmet kalitesini hem de konut alıcılarının TOKİ konutlarından memnuniyetini ölçmek için, zaman zaman anket çalışmalarının yapılmasının faydalı olacağını söyledi.

“YANGINA DAYANIKLI DIŞ CEPHE MALZEMELERİ KULLANIYORUZ”       

Konut talebindeki artış nedeniyle her yıl yaklaşık 800 binin üzerinde konut üretilmesi gerektiğini ve bu rakamla doğru orantılı olarak yapı güvenliğinin son derece önemli olduğunu belirten Özçelik, daha nitelikli ve güvenli yapılara ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Fiziki ve sosyal alanlardaki tüm unsurları çok boyutlu ele aldıklarını ifade eden Özçelik, ürün kullanımında hassas olduklarını söyleyerek, “Yapılarda yangının dış cephelerde yürümemesi için yangına dayanıklı dış cephe malzemeleri kullanıyoruz” dedi.

Üretimlerin sürdürülebilir şehirler hedefiyle yapıldığına dikkat çeken Özçelik, afetlere dirençli, planlı bir yapılaşmanın ortaya konulmasının önemini anlattı: “Yangın ve diğer afet zararlarını azaltmaya yönelik şehir planlaması ve yapılaşmada risk açısından değerlendirilmesi gereken; şehirsel ölçekte hasar görebilirlik, doğru arazi kullanımı, nüfus yoğunlukları, ulaşım ve altyapı sistemleri, okul-hastane gibi kritik donatı alanlarının tespiti öne çıkıyor.”

“YAPILARDA RİSKLER EN AZA İNDİRİLMLİ”

Yapılardaki riskleri en aza indirerek bir planlama yapılmasının zorunluluğundan bahseden Özçelik, ülkemizdeki binalarda yapısal ve yapısal olmayan risk unsurlarına değinerek, “Taşıyıcı ve taşıyıcı olmayan yapı unsurlarındaki hatalar, binaların yıkılması, yanması gibi ağır sonuçlar ortaya çıkarıyor.  Zemin özelliklerinin dikkate alınmaması, projelere öngörülenler dışında yapılan müdahaleler can ve mal kayıplarıyla sonuçlanıyor” açıklamasında bulundu.

Mekân ve zemin uygunluğunun yanında imar planlarının da önemli olduğunu vurgulayan Özçelik, şöyle devam etti: “Kentleşme ve yoğun yerleşmenin ortaya çıkmasıyla yangın önlemleri, şehir planlaması kapsamında ele alınmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda imar planlarında konut, ticaret, sanayi gibi fonksiyon bölgelerinin oluşturulması öngörülmüştür. İmar planı kapsamında belirlenen yapı yoğunluğu ve kat yüksekliklerine ilişkin kararlara uyulması, olası risklerin minimize edilmesi bakımından büyük önem arz ediyor.” 

“YANGIN RİSKLERİNİ KENTSEL ÖLÇEKTE PLANLAYARAK BERTARAF ETMELİYİZ”

TOKİ olarak tüm yapılarda duman, ısı algılama ve gaz dedektörleri gibi yangın ihbar sistemleriyle yangına erken müdahale imkânı sağladıklarını belirten Özçelik, “Olası bir yangın anında binaları, hızlı müdahalenin sağlanması için ulaşım yollarıyla ilgili yönetmeliklere uygun olarak projelendiriliyor” diyerek ulaşım ağının önemini aktardı. Özçelik, ayrıca bina yerleşimlerinin yapı yaklaşma sınırları göz önünde bulundurularak, yangının bir binadan diğerine sıçramayacak şekilde tasarlandığını da söyledi.

Yangın riskleri üzerine yapılan araştırmalara da değinen Özçelik, şu bilgileri verdi: “Araştırma sonuçlarında, Türkiye’de 2007 öncesinde yapılan 10 kat üzerindeki binaların, yapı kalitesi nedeniyle yangın açısından büyük risk taşıdığına işaret ediliyor. Hem üzerinde bulunduğumuz coğrafya hem de sorunlu ve riskli bina oranlarımızdaki yükseklik nedeniyle yangın risklerini de binalar gibi kentsel ölçekte planlayarak bertaraf etmeliyiz.”